İkinci Baharda Sevmek Değil, Doğru Yerde Sevebilmek
İstanbul’da bahar artık iyice kendini göstermeye başladı.Her yer bembeyaz tomurcuklanan ağaçlar ve canım manolyalarla dolu.Bu güzel pembe beyaz ağaçları hâlâ görebildiğim bir semtte yaşıyor olmak gerçekten büyük bir şans.
Bu yıl Bodrum’a gitmem biraz gecikecek; doktor kontrollerim hâlâ devam ediyor.Yanımda beni yalnız bırakmayan sevdiklerim varken, açıkçası bu konforu bırakıp tek başıma Bodrum’a gitmek içime sinmedi.
Baharın böyle yavaş yavaş hayatın içine sızdığı günlerde insanın içi de ister istemez hareketleniyor.Sadece doğa uyanmıyor aslında…Tabiatta yeni bir döngü başlarken ben de hem fiziksel hem duygusal olarak yeni bir döngünün içinde olduğumu hissediyorum.
Bu bahar kendime baktığımda ne görüyorum? Geçmiş travmalarının, yani iç dünyamda iz bırakan ve güven duygumu sarsan yaşanmışlıklarımın etkisiyle bugünü yönetmeye çalışan bir kadın mı? Yoksa o travmaların içinden geçip onları tecrübeyle sindirmiş…Nerede duracağını bilen, sınır koyabilen, kendini kaybetmeden sevebilen, kısacası travmalarını bilgeliğe dönüştürmüş bir kadın mı?
Aslında ikinci baharın gücü tam da buradan geliyor galiba. Gençken insan daha çok yaşayarak öğreniyor. Düşe kalka, bazen canı yana yana…Ama ikinci baharda durum biraz değişiyor.Bu kez öğrendiklerinle yaşamayı öğreniyorsun.
Belki de mesele travmaların varlığı değil. Onlarla ne yaptığın…Onları kalbini kapatan bir duvara mı dönüştürüyorsun, yoksa daha doğru kapıları açan bir anahtara mı? Çünkü zamanla şunu fark ediyorsun: Travma kalbi kapatmak için değil, kalbi daha doğru yere açmayı öğretmek için de var.
Ama ikinci baharın meselesi sadece travmalar değil aslında.Geçmişte yaptığın hatalar da kalbin yönünü etkiliyor. İnsan sadece başına gelenlerden değil, kendi seçtiklerinden de öğrenmek zorunda. Eğer nerede yanlış yaptığını dürüstçe göremezsen, aynı sahneyi farklı oyuncularla tekrar tekrar yaşamaya devam ediyorsun.Bir bakıyorsun, buna artık kader bile diyemiyorsun.Bu, öğrenilmeyen dersin tekrarı oluyor.
Bazen insan “beni böyle kabul etsin” diye bekliyor. Bazen de bilinçaltında kendini haklı çıkarmak için karşı tarafı abartmakla ya da takıntı yapmakla suçluyor. Oysa ikinci baharda kalp artık deneme tahtası değil. Her yeni ilişki gençlikteki gibi sınırsız zaman ve enerji sunmuyor.Yanlış bir seçim sadece bir hayal kırıklığı değil, bazen insanın umutla kurmaya çalıştığı hayat düzenini de sarsabiliyor.
Bu yüzden ikinci baharın en önemli bilgeliği galiba şu:
Kendini tanımadan kimseyi tanıyamıyorsun. Kendi hatanla yüzleşmeden doğru insanı seçemiyorsun. Aksi halde insan, farklı bir sonuca ulaşmayı umut ederek aynı duvara tekrar tekrar toslamaya devam ediyor.Ve bir noktadan sonra ilişkiler incitmekten çok yormaya başlıyor.
Bazılarımız benim gibi bir yaştan sonra aşktan vazgeçmiyoruz . Sadece kalbimizi emanet edeceğimiz yeri daha dikkatle seçmeyi öğreniyoruz .Belki de ikinci bahar tam olarak budur… yeniden başlamak değil, bu kez kendine de iyi gelen bir sevgiyi seçebilecek kadar olgunlaşmaktır.
Kim bilir…
Belki doğanın kendini yeniden canlandırdığı bu ilkbaharda biz de sorularımızın cevabını bulacağız. Ya da bulamazsak.başka baharları bekleyeceğiz.
Mart 2026