Kapılar

Bu hafta sonuna Bodrum’daki kapımı kısa süreliğine kapatıp İstanbul’daki kapımı açarak başladım. Her çıkışım bir vedadan çok bir emanet gibi artık. Denizin ve güneşin kalbinde bıraktığım evim, kediler, uzun yaz geceleri , o tanıdık yollar… Hepsi orada beni bekliyor biliyorum. Hiçbiri “bitti” değil — sadece “şimdi değil.” İstanbul’daki kapıyı açmam ise başka bir ritim. Biraz yoğunluk, biraz koşuşturma, biraz şehir gürültüsü… Ama içimde derin bir sakinlik var. Çünkü nereye gidersem gideyim, kendi iç kapılarımı kapatıp açmayı deneyimliyorum artık. Bu yolculuk bana şunu hatırlatıyor: bazen kapılar mekan değiştirmek için değil, biz değiştiğimiz için açılıyor. O yüzden acelem yok. Bodrum’un kapısı yine açılacak, ben döndüğümde mavi ışığıyla beni yeniden saracak. İstanbul’un kapısı da bir süre misafir edecek beni; yollarımın kesiştiği, nefeslendiğim bir ara durak gibi. Hayatımda kapıların anlamı değişti artık. Kapatmak kaybetmek değil, açmak başlatmak değil. Hepsi akış, hepsi döngü, hepsi hayatın beni çağırdığı yer. Ben sadece o çağrıyı duyuyorum. Kimi zaman bir Bodrum sabahında, kimi zaman İstanbul’un soğuğunda, kimi zaman Vancouver yolculuğunda… Ama en çok, kendimde.

Hayat ,ikinci yarıda kapılarla konuşur oldu benimle . Her kapı bir şeyi başlatır, bir şeyi bitirir gibi ; bazen bir gerçeği yüzüne çarpar, bazen içine bir ışık süzüverir. Yıllar içinde anladım ki kapıların dili var. Kimini sıkıca kapatıyorsun – öyle ki tekrar açmak mümkün değil. Çünkü orada tamamlanmış bir hikaye vardır; artık uzatmaman gereken bir masal. Bir dönemin kapısı kapanır; ardında anılar, kırılganlıklar, öğrenilmiş dersler kalır. Ve kabul edersin: “Bu kapı bir daha açılmaz.

Sonra bazı kapılar var, kısa süreliğine kapanan… Tam kapanmazlar; sadece sessizliğe alınırlar. Ara ara kapatıp ara ara açarsın, çünkü onlar hayatının ritmi gibidir. İçeriye nefes, dışarıya anlam taşıyan yerler… En zor zamanlarında sana yuva olmuş insanlar, anlar, sıcaklıklar. Vazgeçilmeyenler. Kapansa bile kalbinde bir yer hep açıktır onlara.

Ve sonra ufukta yeni kapılar belirir. Daha tokmağına dokunmadığın, eşiğinde durup kokusunu bile bilmediğin yeni yollar. Acele etmiyorsun artık. Her kapının zamanı var. Hayat zaten olması gerektiği yerden akıyor sana. Sen çağırmadan gelen, kapıyı çalmadan açılan, kendini doğru anda belli eden şeylere güveniyorsun artık.

Benim bir de asla kapanamayacak kapılarım var… Kapatmaya kalksam bile kapanmayan; kapatsam da elim istemsizce yine tokmağına giden. Çünkü onlar beni ben yapan kapılar.

Sevgi — kalbimi her defasında temizleyen, hafifleten.

Sezgi — yolum karardığında beni içeri çağıran o ince ses.

Şifa — kırıldığım yerden bile yeniden filizlendiren güç.

İnanç — görünmeyeni bile bir gün mümkün kılacağına dair içimdeki o fısıltı.

Sadakat — kendime verdiğim sözleri tutma cesareti.

Adalet — içimin doğru terazisi, neyi hak ettiğimi unutturmayan pusula.

Paylaşma — iyiliğin çoğalma hali; bende olanın dünyada iz bırakması.

Bu kapılar gözlerim kapanana kadar kapanmayacak biliyorum. Çünkü onlar benim iç evim… Hayat beni nereye savurursa savursun, dönüp dolaşıp yine bu kapıdan içeri giriyorum.

Ve tüm bunları yazarken yine anlık bir farkındalık yaşıyorum. Kapanan kapıların, yeni açılanların, çıkılan yolculukların içimde tetiklediği o ince huzursuzluğu çok net görüyorum şimdi. Meğer bu his, değişimin kapı aralığından sızan rüzgarıymış. Bir yanım kalanı bırakmak istemiyor, bir yanım gideni tutamıyor, bir yanım da yeniye adım atmak için sabırsız. Ama biliyorum: hayatın kendi ritmi var.

Bir kapı kapanıyorsa, bir diğeri mutlaka açılıyor zaten. Ne kapanana üzül kendini yıprat, ne de yeni açılandan geçmek için acele et.Her şeyin bir zamanı var.Her kapı kendi kaderinde açılır, kendi kaderinde kapanır. Ben sadece panik olmadan, kalbimi sıkmadan, akışa güveniyorum.Çünkü kapılar beni yaralamak için değil; kim olduğumu hatırlatmak, kalbimin hakikatini açığa çıkarmak ve içimdeki özü korumak için var.

Kasım 2025

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir